KANSER VE NEDENLERİ HAKKINDA-1
Son yıllarda Dünya’da ve ülkemizde hızla yükselen ölüm sebeplerinden en önemlisi kanserler olarak karşımıza çıkıyor. Ölüm sebebi olmasına ek olarak hastalığın seyrinin çok kötü olması ve tedavi sürecinin ekonomik ve psikolojik olarak hastayı ve yakınlarını yaşamdan bıktıracak düzeyde zorluklar içermesi açısından bilgi sahibi olmamız gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Her evde yakınlarımızdan birini ya kanserden kaybettik ya da uzun tedavi süreçlerinin sıkıntısını birlikte yaşadık. Bölgemizde özellikle Termik santral kaynaklı kötü çevresel koşulların etkisiyle kanser vakalarında artışlar gözlenmekte. Adını herkesin bildiği fakat tam olarak ne olduğu hakkında halk arasında yarım yamalak bilgiler dolaşmaktadır. Sağlık okuryazarlığına katkı sağlamak amacıyla ilk olarak ‘’Kanser’’ konusunu okuyucuların bilgisine sunuyorum.
Kanser nedir?
Kanser, hücrelerin genetik kodunu içeren DNA (Deoksiribo Nükleik Asit)'nın hasarı veya hasarların birikimi sonucu hücrelerin kontrolsüz, düzensiz veya anormal bir şekilde büyümesi ve klonal yayılımı ile ortaya çıkan hastalıklara denir. Kanser, DNA dizisindeki birtakım anormalliklerle oluşmaktadır.
Bir bilgisayar yazılımı nasıl ki sıfırlar ve birlerin farklı şekillerde yanyana gelmesiyle meydana geliyorsa; insanın organları, dokuları hücreleri de DNA adı verilen genetik materyali oluşturan Adenin/Timin, Stozin /Guanin nükleotidlerinin farklı şekillerde bir araya gelmesinden oluşmaktadır. Genetik kodun birtakım etkenler sonucunda yapısında meydana gelen değişikliklere mutasyon adını veriyoruz. Saçımızın rengi, parmağımızın boyu gibi vücudumuzdaki herşey , genetik dizileri sonucunda farklılık göstermektedir.
Kanser hücre seviyesinde genetik bir hastalıktır. Kanserin esas sebebi, DNA’daki hasarların birikmesi sonucu genlerin normal fonksiyonlarını kaybetmesi ve bunun da hücrelerin kontrolsüz bölünerek çoğalmasına neden olmasıdır. DNA hergün çeşitli faktörlere maruz kalarak hasar görür. Vücudumuz DNA hasarlarına karşı koruyucu ve tamir edici sistemler geliştirmiştir. Ancak yaşın ilerlemesi ve karsinojenlere maruziyetin artmasıyla birlikte DNA’da hasarlar onarılmamaya başlar. Bu durum hücrenin kontrolsüz bölünmesine yol açar.
Kanser gelişiminde genetik yatkınlık da çevresel etmenler kadar rol oynamaktadır. Ancak kalıtım yoluyla kanser meydana gelme olasılığı çevresel faktörlere oranla çok daha azdır. DNA zincirinde meydana gelen hasarlar bazen tek başına bazen de çevresel faktörlerin etkisiyle kanser gelişimine zemin hazırlamaktadır.
KANSER OLUŞUMUNDA KANSEROJENLERİN ROLÜ
Karsinojen veya kanserojen, kısaca kanser yapıcı maddeler, bir doku veya hücre grubunda kanserin oluşmasını veya kanserin büyüyerek gelişmesini sağlayan maddelerin tamamına denir. Örnek olarak:
Radyasyon: Sağlık alanında, özellikle görüntülemede kullanılan X- ve Gamma ışınları hastalıkların teşhisinde çok önemli görevler üstlenmektedirler. Fakat pek çok araştırmada; bu teşhis araçları da meme kanseri ve çocukluk çağı kanserlerine neden olduğu bildirilmektedir.
Ağır metaller: Ağır metaller küresel kirlilik faktörleri olarak insan ve tüm canlı yaşamında tehlike ve risk oluşturmaktadır. Akciğer ve prostat kanserlerinin oluşumunda kadmiyumun etkisi kesin olarak belirlenmiştir. Arseniğin 70-180 mg alınması canlılarda öldürücü etki göstermektedir. Arsenik özellikle saç ve tırnakta birikir ve deri, akciğer, mesane kanserine neden olabilir.
Sigara: Sigara dumanı 4000 den fazla kimyasal madde içermektedir. Sigara dumanındaki kimyasal maddeler DNA hasarına neden olmakta ve başta akciğer kanseri olmak üzere çeşitli kanserlere yol açtığı bildirilmektedir.
Gıdalar ve Beslenme: Katkı maddelerinin bir kısmı kanserojen iken bir kısmı da kanserojenlerin etkinliğini artırmaktadır. Örneğin dulcin, cinnamyl anthranilate ve thiourea, gibi bazı sentetik katkı maddelerinin karaciğer kanserine neden olduğu yapılan deneylerle tespit edilmiş, bunun üzerine bu maddelerin gıdalarda kullanılması yasaklanmıştır. Kullanımda olup kanser riskini artıran maddelere nitritin tuzları olan sodyum nitrit (E250) veya potasyum nitrit (E249)’i verebiliriz. Bunlar sosis ve sucuk gibi işlenmiş et ürünlerine antibakteriyel olarak ve renk tutucu olarak eklenmektedir. Bu tip işlenmiş et ürünlerinden günde 50 g tüketmek bağırsak kanserine yakalanma riskini % 21 artırmaktadır. Alkol kanseri tetiklemektedir. Aflatoksinler yer fıstığı, kuru baklagiller, yağlı tohumlar ve tahıllarda bulunur ve hepatoselüler kanser (karaciğer kanseri) için tetikleyicidir. Şeker ve tuzun fazla miktarda tüketiminden kaçınılması gerekir. Fazla tüketim kanser gelişimine uygun ortam hazırlamaktadır.
Kanser virüsleri: Onkovirüsler ya da tümör virüsleri, kansere neden olabilen virüsler için kullanılan genel bir terimdir. Hepatit virüsleri (HBV, HCV), Human papilloma virüsü (HPV), Kaposi sarkom-ilişkili herpesvirüs (HHV-8), Human T-lymphotropic virus (HTLV) vet Epstein–Barr virus (EBV) gibi onkovirüsler fiziksel ve kimyasal etkenler gibi, biyolojik olarak normal karaktere sahip bir hücreyi değiştirerek kanser oluşturabilirler. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının Dünya çapında yaptığı araştırmalar sonucu; insan kanserlerinin . bazılarının enfeksiyon kaynaklı olduğunu ve , çok sayıda farklı virüsün bunlara neden olduğu artık bilinmektedir.
Serbest Radikaller: Biyolojik sistemlerdeki en önemli serbest radikaller oksijenden oluşan reaktif oksijen türleridir (ROS). ROS DNA hasarı oluşumuna neden olmaktadır.
Hava kirliliği: Hava kirliliği; atmosferde toz, duman, gaz, su buharı şeklindeki kirleticilerin, insan ve diğer canlılara zarar verecek düzeye erişmesidir. Bunlarla birlikte yaklaşık 200 adet toksik veya tehlikeli hava kirletici madde tanımlanmıştır .Bu hava kirletici maddeler kusma gibi akut hastalıklara, kanser gibi kronik hastalıklara, ayrıca immünolojik, nörolojik, üremeyle ilgili, gelişimsel ve solunumsal hastalıklara yol açarlar. Asbest ve asbest ürünler ile temas plevra ve periton tümörleri ve akciğer kanseri görülme riskini artırır. Özellikle Termik santrallerin bulunduğu yerlerde yaşayanlarda soludukları havanın kirlenmiş olmasından dolayı Akciğer kanseri görülme sıklığında anlamlı artışlar görülmektedir.
Sonuç Kansere sebep olduğu düşünülen çevresel faktörler devamlı temas halinde olduğumuz hava, su, toprak ve gıda kirleticilerini içine almaktadır ve çevrede bulunan pek çok kimyasal madde kansere neden olmaktadır. Kanser yaşam kalitesini düşüren tedavisi zor bir hastalıktır. Bu nedenle çevresel faktörlerin kanser üzerine etkilerinin iyi bilinmesi kanser gelişiminin engellenmesine önemli yarar sağlar.
İkinci yazımda Kanserden korunma yöntemleri, kanser tanısı aldıktan sonra yapılması gerekenler başta olmak üzere sağlıklı yaşamakla ilgili öneriler içeren bir yazı kaleme alacağım. Saygılar ve hürmetler sunarak sağlıklı uzun ömürler diliyorum.
Dr.Ahmet VURAL





