16.10.2026 · Cuma Elbistan · Kahramanmaraş
PİYASALAR →
Eğitim

İYİLİK İYİDİR, Şimdi Tam Zamanı

İYİLİK İYİDİR, Şimdi Tam Zamanı
İYİLİK İYİDİR: ŞİMDİ TAM ZAMANI

Bazen insanın yapabileceği en büyük iyilik, çok büyük şeyler yapmak değildir.
Bir çocuğun eksik kalan bir ihtiyacını tamamlamaktır.
Bir öğrencinin çantasına koyamadığı kitabı almaktır.
Bir ailenin bütçesinin yetmediği okul formasını temin etmektir.
Bir çocuğun “Bende yok.” demek zorunda kalmamasını sağlamaktır.
Ve belki de en güzeli, bütün bunları yaparken kime yardım ettiğimizi bile bilmemektir.
Çünkü iyilik, karşılık beklemediğinde iyiliktir.
İyilik yapmak iyidir.
Hatta inancımız açısından yalnızca güzel bir davranış değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Allah iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar.
İslam düşüncesinin önemli ekollerinden Mutezile’nin yaklaşımında Allah mutlak anlamda iyidir. Kötülük ise insanın tercihleri ve eylemleri üzerinden ortaya çıkar.
Buradan hareketle insanın özünde, ontolojik anlamda “kötü” bir varlık olduğunu söylemek kolay değildir. İnsan tercihleriyle iyiliğe de kötülüğe de yönelebilen bir varlıktır.
Zaten dünya da bunun için bir imtihan yeridir.
İyiliğin anlam kazanması biraz da kötülüğün, yokluğun, mahrumiyetin ve imkânsızlığın varlığıyla ilgilidir.
Eskiler boşuna söylememiş:
“Her şey zıddıyla kaimdir.”
Karanlığı bilmeden aydınlığın, yokluğu yaşamadan varlığın, ihtiyaç içinde olanı görmeden paylaşmanın kıymetini tam olarak anlayamayız.
Fakat iyiliğin bir de başka bir tarafı var.
İyiliğin gizlisi makbuldür.
İnsan bazen yaptığı iyiliği anlatma ihtiyacı hissediyor. Kime yardım ettiğini, ne aldığını, ne kadar harcadığını, nasıl bir katkı sunduğunu anlatıyor.
Oysa iyilik görünür olmak için yapılırsa, başka bir şeye dönüşmeye başlıyor.
Hz. Peygamber’in, “Sağ elin yaptığı iyiliği sol el bilmesin.” anlamındaki hadisi tam da bu hassasiyeti anlatıyor.
Yaptığın iyiliği mümkün olduğunca gizle.
Kimse bilmesin.
Hatta  sen bile unut.
Çünkü iyiliğin en güzel hâli, yapanın unutup yapılanın hatırladığı iyiliktir.
Şimdi bunları neden söylüyorum?
Çünkü okullar açıldı.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce çocuk yeni bir eğitim dönemine başladı.
Kimi yeni çantasını sırtına taktı.
Kimi yepyeni ayakkabılarını giydi.
Kiminin kalemleri, defterleri, yardımcı kaynakları hazırdı.

Ama bütün çocukların şartları aynı değil. Bazı evlerde okul alışverişi yapılırken hesap kitap yapmak gerekiyor.
“Bunu bu ay alalım, diğerini gelecek ay alırız.” deniliyor.
Bazı çocukların ihtiyacı olan forma alınamıyor.
Bazısının kırtasiye eksikleri tamamlanamıyor.
Bazısının ders kitabına, yardımcı kaynağa veya bir çift ayakkabıya ihtiyacı var.
Ve belki de en önemlisi, bütün bunların eksikliğini yaşayan çocukların çoğu bunu arkadaşlarının yanında belli etmek istemiyor.
Çünkü çocuk olmak zaten yeterince zor.
Bir de arkadaşlarının arasında “Benim yok.” demek zorunda kalmak var.

İşte tam burada bizim yapabileceğimiz bir şey var. Hem de çok basit bir şey.
Etrafınıza bir bakın.
Mahallenizdeki öğretmeni düşünün.
Çocuğunuzun öğretmenini arayın.
Tanıdığınız bir okul müdürünü, müdür yardımcısını, rehber öğretmeni arayın.
Ve sadece şunu sorun:
“Okulunuzda maddi imkânı yetersiz olduğu için ihtiyaç duyduğu bir şeyi alamayan bir öğrenciniz var mı?”

Varsa, gerisini öğretmene bırakın.
Kimin olduğunu bilmenize bile gerek yok.
Kız mı, erkek mi bilmeyin.
Hangi sınıfta olduğunu bilmeyin.
Adını bilmeyin.
Nerede oturduğunu bilmeyin.
Siz sadece ihtiyacını karşılayın.

Bir forma alın.
Bir çift ayakkabı alın.
Bir çanta alın.
Kırtasiye malzemesi alın.
İhtiyaç duyduğu kitabı alın.
Gücünüz neye yetiyorsa onu yapın.
Çünkü iyiliğin büyüklüğünü harcadığınız parayla ölçmeyin.
Bazen bir çocuğa alınan birkaç defter, onun için dünyanın en büyük mutluluğu olabilir.

Bir de şu tarafını düşünün.
Siz o çocuğu hiç tanımayacaksınız.
Belki hayatınız boyunca yüzünü görmeyeceksiniz.
O çocuk da sizin kim olduğunuzu bilmeyecek.
Ama bir sabah çantasını sırtına taktığında, içinde sizin aldığınız bir kitap olacak.
Bir derste sizin aldığınız kalemle yazacak.
Bir gün okulda arkadaşlarıyla birlikteyken, sizin aldığınız ayakkabılar ayağında olacak.
Ve belki siz hiçbir zaman o anı görmeyeceksiniz.

Bence iyiliğin en güzel tarafı tam da burada.
Görmeden yapmak.
Bilinmeden yapmak.
Karşılık beklemeden yapmak.
Çünkü “Ben ona şunca iyilik yaptım, o da bana bunu yaptı.” dediğimiz anda iyiliğin içine bir hesap girmeye başlıyor.

İyilik hesap tutmaz.
İyilik makbuz istemez.
İyilik alkış beklemez.
İyilik, “Bana ne kazandıracak?” diye sormaz.
İyilik sadece yapılır.
Ve sonra unutulur.

Sevgili okur,
Belki siz de şu anda “Ben tek başıma ne yapabilirim?” diye düşünüyorsunuz.
Aslında çok şey yapabilirsiniz.
Bir çocuğun ihtiyacını karşılayabilirsiniz.
Bir öğretmeni arayabilirsiniz.
Bir okulun ihtiyacını sorabilirsiniz.
Çevrenizdeki birkaç kişiyi bu konuda harekete geçirebilirsiniz.
Bazen bir kişinin yaptığı iyilik, başka bir kişiye örnek olur.
O kişi bir başkasına anlatır.
O başkası bir diğerine…
Derken iyilik çoğalır.
Çünkü iyilik gerçekten bulaşıcıdır.
Tıpkı mutluluk gibi.

Üstelik bunun için çok zengin olmayı beklememize gerek yok.
İyilik yapmak için servet sahibi olmak gerekmiyor.
Herkes kendi imkânı ölçüsünde bir şey yapabilir.
Bir kişinin bütün eksiklerini tamamlayamayabiliriz.
Ama bir kişinin bir eksiğini tamamlayabiliriz.
Dünyadaki bütün çocukları mutlu edemeyebiliriz.
Ama bir çocuğun yüzünü güldürebiliriz.
Bütün sorunları çözemeyebiliriz.
Ama bir çocuğun okul çantasındaki bir eksikliği giderebiliriz.
Bazen iyilik, dünyayı değiştirmek değildir.
Bir insanın dünyasında küçük bir güzellik oluşturmaktır.
O halde gelin bu okul döneminin başında bir iyilik yapalım.
Bir öğretmeni arayalım.
Bir okulun kapısını çalalım.
“İhtiyacı olan bir öğrenciniz var mı?” diye soralım.
Ve mümkünse ekonomik durumu iyi olmayan bir çocuğun ihtiyacını karşılayalım.
Bırakalım o çocuk bizi hiç tanımasın.
Biz de onu hiç tanımayalım.
Bırakalım aramızdaki tek bağ, yaptığımız iyilik olsun.

Belki bir gün o çocuk büyüyecek.
Belki kendisi de bir başkasının elinden tutacak.
Belki o gün, yıllar önce kendisine yapılan iyiliğin farkında bile olmadan başka bir çocuğun yüzünü güldürecek.
İşte iyilik böyle çoğalır.
Bir elden diğerine geçer.
Bir kalpten başka bir kalbe ulaşır.

Bugün elimizden geleni yapalım.
Bir çocuğun eksik kalmış bir ihtiyacını tamamlayalım.
Bir öğrencinin okul yolculuğunu biraz olsun kolaylaştıralım.
Bir çocuğun “Benim de var.” diyebilmesine vesile olalım.
Çünkü bazen en güzel iyilik, yapanın adının hiç anılmadığı iyiliktir.

Mutlu edelim, mutlu olalım.
İyilik bulaşıcıdır.
Mutluluk bulaşıcıdır.
Unutmayalım:
İyilik iyidir.
Ve şimdi tam sırası.

Haber Fotoğrafları

1 görsel
İYİLİK İYİDİR, Şimdi Tam Zamanı fotoğraf 1

Yorumlar (0)

Yorumunuz moderasyon sonrası yayınlanır.

Benzer Haberler

GÜNÜ KAÇIRMAYIN

Elbistan’ın gündemi e-postanızda

Önemli gelişmeler ve seçili dosyalar. İstediğiniz zaman ayrılabilirsiniz.