“Havdan Sudan Sohbetler “ üst başlığımızda hayatın içinde olanları paylaşacağım, nasip olursa. Öyle pek de kasmadan, zorlamadan. Dedim ya havadan sudan bahaneler illa ki bu memlekette vardır yazmaya konu olacak. Gün olur bir cümle devasa bir içeriğe karşılık gelir...Bir fıkra, mizahi bir bakış.Yeter ki farkındalık oluşsun.
Ha bir defelsefe de var. Hayatın kendisi felfefe içerikli.
İşte “HAVADAN SUDAN SOHBETLER”, biraz bunlardan söz etmek için var.
Bazen gündeme, bazen şehre, bazen insana; bazen siyasete, kültüre ve topluma değineceğiz. Bazen de hiç beklemediğiniz bir anda felsefeye uğrayacağız.
“İnsan neden böyle davranır?”
“İyi nedir, kötü nedir?”
“Haklı olmak mı önemlidir, haklı kalmak mı?”
“Mutluluk nedir?”
“Bunca koşuşturmanın içinde gerçekten neyin peşindeyiz?”
Çoğaltabiliriz.
Bunlar da hayatın soruları.
Belki bir haberden yola çıkıp Aristoteles'e uğrayacağız,
Belki bir kahve sohbetinden Kant'a,
belki bir sokak manzarasından Sokrates'e...
Ama merak etmeyin; felsefeyi de fazla ciddileştirmeyeceğiz.
Bazen güleceğiz, bazen kızacağız, bazen şaşıracağız, bazen de “Yahu bu da nereden çıktı şimdi?” diyeceğiz.
Kısacası;
Gündelik hayatın içinden, gündelik bir dille…
Ama biraz daha derin bakarak.
Ne akademik bir makale, ne köşe yazısı iddiasında ağır bir metin…
Biraz sohbet, biraz yorum, biraz merak, biraz felsefe…
Ve mümkünse bütün bunların arasında kendimize şu soruyu sorduracak küçük bir cümle:
“Acaba mesele gerçekten göründüğü kadar basit mi?”
İşte HAVADAN SUDAN SOHBETLER başlıyor.
Havadan sudan konuşacağız.
Ama arada insanın zihnine de biraz su serpeceğiz.
Evet, bence “HAVADAN SUDAN SOHBETLER” tam da şu dört damarın kesiştiği yerde duracak gibi:
Mizah + felsefe + gündelik hayat + yerel hayat.
Üstelik bunu akademik bir köşe havasına sokmadan ...
Ama merak etmeyin.
Felsefe yapacağız diye kimseyi yormayacağız.
Çünkü felsefe yalnızca kitaplarda değildir.
Bir esnafın “Abi bu işler böyle” demesinde de vardır felsefe.
Otobüs durağında bekleyen insanlarda da…
Komşunun balkon sohbetinde de…
Bir belediye tabelasında da…
Pazarda domatesin kilosuna bakarken yüzümüzün aldığı ifadede de…
Hatta bazen insanın kendi kendine söylediği:
“Ben bunu niye yaptım şimdi?”
cümlesinde bile koskoca bir felsefe vardır.
HAVADAN SUDAN SOHBETLER, biraz da bunun için...
Gündelik hayatın içinden küçük meseleleri alıp, biraz mizahla yoğurup, üzerine biraz düşünce serpip önünüze koyacağız.
Ama nereden konuşursak konuşalım, dönüp dolaşıp yine insana geleceğiz.
Çünkü haberlerin, olayların, tartışmaların ve bütün o büyük meselelerin merkezinde hep aynı varlık duruyor:
İnsan.
Kimi zaman akıllı, kimi zaman komik, kimi zaman çelişkili…
Ve çoğu zaman kendisini olduğundan çok daha ciddi sanan insan.
İşte biz de biraz onunla uğraşacağız.
Kendimizle de.
Çünkü insanın en komik tarafı, başkasının hatasını çok kolay görüp kendi hatasına felsefi bir açıklama bulabilmesidir.
Burada büyük laflar etmeyeceğiz.
Küçük şeylerden büyük sorular çıkarmaya çalışacağız.
Bir kahve, bir kaldırım, bir trafik ışığı, bir seçim konuşması, bir mahalle dedikodusu, bir kitap, bir filozof, bir haber…
Ne çıkarsa artık!
Bazen “Havadan”, bazen “Sudan”…
Ama mümkünse her yazının sonunda akılda küçücük bir soru bırakarak:
“Acaba mesele gerçekten göründüğü kadar basit mi?”
HAVADAN SUDAN SOHBETLER
Biraz gülelim.
Biraz düşünelim.
Biraz da kendimize bakalım.
Çünkü hayat zaten yeterince ciddi.
Biz arada biraz da havadan sudan konuşalım.
Ne dersiniz?




