16.10.2026 · Cuma Elbistan · Kahramanmaraş
PİYASALAR →
Yaşam

ZAMANA DAİR

Ne diyor ozan Vakit mi Hızlandı Zaman Bir başka Geceyi Kaybettim Günler Yabancı Geçen Yıllar Gençliğimi götürdü Hayalin Yarine Dünler Yabancı Ozanın sazla söylediğini bende bir deneme ile söylemeyi denedim. Buyrun efendim.

ZAMANA DAİR
Zaman, gökten düşen bir nesneye benzer. Nesne önce çok yavaş düşmeye başlar, sonra yerçekimi ivmesiyle hızı gitgide artar ve yere çakılacağı anda hızı zirveye çıkar. Zaman da böyledir. Çocukluk yıllarında çok yavaş akar. Yaşlandıkça bu hız artar, artar ve artar. Ömrün sonuna gelindiğinde insan zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamaz.

Vay be, bizim için de zaman artık baya hızlandı. Oysa gençken böyle miydi? Azıcık zamana ne işler sığdırmıştık. O yıllarda edindiğimiz dostlukların yarısını, ömrümüzün geri kalanında edinemedik mesela. O yıllarda öğrendiğimiz bilgiler de öyle. Her şey ilk kez yaşandığı için taze, yoğun ve derindi. Şimdi ise günler birbirine benziyor, hafızamızda iz bırakmadan akıp gidiyor.

Peki zamanın ömrün ilk yıllarında yavaş, yaşlandıkça hızlı akmasının sebepleri neler olabilir?

Belki çocuklukta, çocuk olmanın mutluluğunu yaşamak yerine zayıflığımızı dert edip bir an önce güçlü olmak istediğimiz içindir. Zamanı yavaşlatan, o beklentidir belki. Beklemek, dakikaları uzatır; sabırsızlık saniyeleri bile ağırlaştırır.

Gençlikte ise o yılların sağlığını yaşamak yerine yoksulluğu dert edip bir an önce varlığa kavuşmak istediğimiz içindir. Yine zamanı yavaşlatan, bekleyişimizdir belki. Hep bir sonraki durağa bakarız, bulunduğumuz yerin kıymetini göremeyiz.

Yaşlanınca, güce ve varlığa kavuştuktan sonra asıl önemli olanın mutluluk ve sağlık olduğunu anlarız. Ama onları hızla kaybetmekte olduğumuzu da görürüz. İşte o zaman zamanın yavaşlamasını isteriz. Ne var ki zaman, bizi beklemeden akıp gider.

Belki de bütün mesele şudur: Zamanı yavaşlatan şey, bir şeyi beklemekti; hızlandıran ise, artık bekleyecek bir şeyin kalmaması ve kaybedecek çok şeyin olması. Çocukken geleceği özlediğimiz için zaman uzadı, yaşlanınca geçmişi özlediğimiz için kısaldı. Oysa ikisi de aynı hatanın iki yüzüydü: şimdiyi yaşamamak. O halde çare, zamanı durdurmak değil, düşen nesnenin hızını da yönünü de değiştiremeyeceğimizi kabul edip düşüş boyunca gözümüzü açık tutmaktır. Bugün sağlıklıysak sağlığın, sevdiklerimiz yanımızdaysa onların, içimizde bir merak kaldıysa onun tadını çıkarmaktır. Çünkü yere çakılma anı hepimiz için aynı; fark yaratan, düşerken neleri görebildiğimizdir.
Av Bilal Doğan

Yorumlar (3)

Hasa Türkan

Eline yüreğine sağlık, yazı tam da bizim versiyonlar için olmus

Ali Doruk

Yaşlı insanlar hep sòylerler, evladım, òmùr bir yaştan sonra daha hızlı geçiyor, derler, tamda bilal bey senin dedigin gibi.

DURMUŞ DOĞAN

O kadar haklısın ki; Sevgili Bilal, hep deriz ya nerde o eski domatesler, nerde o eski elmalar vs. hiç birinin tadı kalmadı. Oysa ki domates aynı domates, elma aynı elma aslında değişen bizim tat alma duygumuz ama bunu yakıştıramayız kendimize, bizim için tadı değişen elmadır, armuttur. Geçmişte büyüklerimizden duyduklarımızı şimdi büyükler olarak biz söylüyoruz. Çünkü artık onlar yok onların yerine büyükler bizleriz, bizler bayrağı devrettiğimizde de gelenler aynı yada benzeri şeyleri yapıp bizim serzenişlerimizi yineleyecekler.

Yorumunuz moderasyon sonrası yayınlanır.

Benzer Haberler

GÜNÜ KAÇIRMAYIN

Elbistan’ın gündemi e-postanızda

Önemli gelişmeler ve seçili dosyalar. İstediğiniz zaman ayrılabilirsiniz.