Siyasal iletişim ve algı yönetimi, nesnelerin gerçekliğini değiştiremez ama onların kamuoyundaki algısını yeniden şekillendirir. Son dönemde eli kanlı terör örgütü elebaşına sağlanan yaşam alanı üzerinden yürütülen tartışma, tam da bu kitle psikolojisi manipülasyonunun derslik bir örneğidir.
Tartışmanın odağı; vatana ihanetten ve binlerce insanın ölümünden sorumlu, idama mahkum edilmiş bir terörist başına tahsis edilen alanın niteliğidir. Ancak iktidar kanadının yürüttüğü savunma hattı, meselenin esasına—yani böyle bir imtiyazın neden verildiğine—değil, kullanılan mimari terimlere odaklanmıştır. "Villa değil, 250 metrekarelik müstakil ev" savunması, kavramsal bir düzeltme gibi sunulsa da özünde bir kamuoyu kanıksatma stratejisidir.
Zaten Villa yabancı kökenli olup, genellikle geniş bir bahçe içinde yer alan, yüksek konfor ve lüks sunan müstakil bir konut türüdür. Yani bildiğimiz iki katlı evdir.
Bu algı yönetiminin arkasındaki mekanizma:
Odak Kaydırma: Olayın ahlaki, hukuki ve vicdani boyutu, elli bin kişinin katili idama mahkum bir teröriste sağlanan konfor ve iletişim imkânları tamamen göz ardı edilerek tartışma "mimari terimler" zeminine çekilmektedir. Toplum, imtiyazın varlığını sorgulamak yerine "villa mı, ev mi" tartışmasına hapsedilmektedir.
Normalleştirme ve Kanıksatma: "Villa" kelimesi lüksü ve tepkiyi çağrıştırırken, "250 metrekarelik ev" ifadesi zihinlerde daha sıradan ve kabul edilebilir bir çerçeveye oturtulmaya çalışılmaktadır. Böylece idam mahkûmu bir teröriste bahçeli, görüntülü ve internet erişimli donanımlı bir alan sunulması "makul" bir standartmış gibi algılatılmaktadır.
Aşamalı Alıştırma: Yanıltıcı düzeltmelerle toplumun tepki eşiği kademeli olarak düşürülmektedir. Bugün "villa değil ev" argümanıyla meşrulaştırılan ve seçmenlerinin bir kısmına savundurulan hukuksuzluk veya imtiyaz, yarın "özel uçak değil küçük jet", "tahsis değil zorunlu güvenlik önlemi" yahut başka şey söylemleriyle genişletilebilir.
Sonuç olarak ortada bir kelime hatası veya masum bir tanım düzeltmesi yoktur; bilinçli bir toplum mühendisliği vardır. İdama mahkûm edilmiş bir terör örgütü liderine sağlanan imtiyazın adının "villa" ya da "ev" olması, yapılan eylemin niteliğini ve kamu vicdanında açtığı yarayı değiştirmemektedir. Asıl mesele yapının mimari tanımı değil, hukukun ve devlet ciddiyetinin hangi gerekçelerle esnetildiğidir.
