16.10.2026 · Cuma Elbistan · Kahramanmaraş
PİYASALAR →
Ekonomi

ASIL KRİZ, FON KRİZİ DEĞİL Kİ

ASIL KRİZ, FON KRİZİ DEĞİL Kİ
# Asıl Kriz Fon Krizi Değil ki…

Şapkamızı önümüze koyup kendimize bir soru soralım: Bir tanıdığımız çıkıp “Garantili bir tüyo var. Bir koyacaksın, üç beş ayda on, on beş alacaksın” dese kaçımız hayır deriz?

Hiç düşünmeden reddeder miyiz? Yoksa önce kimlerin bu işe girdiğini, ne kadar kazandığını mı sorarız? Hele bir de nüfuzlu isimlerin aynı fırsattan yararlandığını duyarsak, şüphemiz mi artar, güvenimiz mi?

Cevabı herkes kendi vicdanında arasın. Ancak bu soru, yaşananları yalnızca birkaç kişinin kazanç hırsıyla açıklayamayacağımızı gösteriyor. Hızlı ve zahmetsiz zenginleşme arzusu yaygın olabilir. Tam da bu nedenle kurallara, denetime ve hesap verebilir kurumlara ihtiyaç duyarız.

Fon krizine de buradan bakmak gerekir.

Tartışmayı Fatma Betül Sayan’ın ya da başka bir ismin ne kadar kazandığına sıkıştırırsak, asıl soruyu gözden kaçırırız: Bu işlemlerin gerçekleşmesine imkân veren düzen nasıl oluştu? Denetim mekanizmaları hangi aşamada devreye girdi? Zamanında müdahale edilmediyse bunun sorumluluğunu kim üstlenecek?

Kişilerin sorumluluğu elbette araştırılmalıdır. Fakat kişisel sorumluluk, kurumsal sorumluluğun üzerini örten bir perdeye dönüşmemelidir.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun görevi, piyasa sarsıldıktan sonra açıklama yapmakla sınırlı değildir. Yatırımcıların korunması ve piyasanın güvenilir biçimde işlemesi için denetimin zamanında yapılması gerekir. Öyleyse kamuoyunun cevap beklediği sorular açıktır: Şüpheli işlemler ne zaman fark edildi? Hangi incelemeler yapıldı? Hangi tedbirler alındı? Alınmadıysa neden alınmadı?

Borsa İstanbul’un ilgili yönetim ve gözetim birimleri bakımından da aynı sorular geçerlidir. Yaşananların farkına varılmadı mı? Varıldıysa nasıl hareket edildi? Görev ve yetki sınırları içinde kim, ne yaptı?

Bunlar polemik olsun diye sorulan sorular değildir. İnsanların birikimlerini emanet ettiği bir piyasada güvenin yeniden kurulabilmesi için cevaplanmaları gerekir.

Üstelik söz konusu işlemler, iz bırakmadan gerçekleşmiş değildir. Alım ve satım tarihleri, işlem miktarları, hesap hareketleri kayıtlar üzerinden incelenebilir. Kimlerin kazandığı, kimlerin kaybettiği ve işlemler arasında nasıl bağlantılar bulunduğu araştırılabilir.

Elbette kazanç elde eden herkes suç işlemiş sayılmaz. Ancak bu ayrımı ortaya çıkaracak olan da kapsamlı ve tarafsız bir incelemedir. Kamuoyunun beklediği, söylentilerin dolaşması değil; incelemenin kapsamının, sonuçlarının ve varsa hukuki işlemlerin açıklanmasıdır.

Para iadesi tartışması da bu ihtiyacı ortadan kaldırmaz.

Bir kişinin elde ettiği parayı geri vermesi, işlemin nasıl gerçekleştiği sorusunu cevapsız bırakamaz. İade edilen tutarın hukuki karşılığı, hangi koşullarda ödendiği ve varsa soruşturmaya etkisi açıklanmalıdır. “Parasını geri verdi” cümlesiyle bütün soruların kapanmasını beklemek, kamuoyundan meseleyi unutmasını istemektir.

Asıl rahatsızlık da burada başlıyor.

Kahvaltılık malzeme çaldığı iddiasıyla bir vatandaşın kelepçelenerek götürüldüğü görüntüler karşısında hızla işleyen mekanizmanın, büyük mali işlemler söz konusu olduğunda aynı kararlılıkla çalışıp çalışmadığı sorgulanıyor. Bu karşılaştırmanın doğurduğu duygu, yalnızca öfke değildir. Adaletin herkese eşit uygulanıp uygulanmadığına ilişkin bir güvensizliktir.

Hukukun itibarı, kişinin servetine, makamına ya da yakınlıklarına göre değişmeyen bir uygulamayla korunabilir. Küçük bir olayda bütün ağırlığıyla hissedilen devletin, büyük bir mali skandal karşısında da açıklık ve kararlılık göstermesi gerekir.

Siyasi açıklamalar umut verebilir. Fakat umudun karşılığı uygulamada görülür. Hangi işlemler inceleniyor? Kimlerin sorumluluğu araştırılıyor? Süreç hangi aşamada? Kamuoyuna ne zaman bilgi verilecek?

Bu sorular cevapsız kaldığında umut, yine fakirin ekmeği olur.

Denetimin kim tarafından yapılacağı da en az denetimin kendisi kadar önemlidir. İncelenen dönemde ilgili kurumların yönetiminde görev almış kişilerin araştırma sürecindeki konumu açıkça ortaya konulmalıdır. Salih Tanrıkulu’nun Borsa İstanbul’daki görevi üzerinden gündeme gelen tartışma da bu bakımdan cevap beklemektedir.

Bir görevden ayrılmak, geçmiş döneme ilişkin sorumluluk sorularını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İnceleme, yöneticilerin o dönemdeki karar ve işlemlerini kapsıyorsa, denetimin bağımsızlığı nasıl sağlanacaktır? Olası çıkar çatışmaları hangi usullerle giderilecektir?

Denetimin tarafsız olması kadar, kamuoyunun bu tarafsızlığı görebilmesi de gerekir. Kendi dönemini inceleyen bir yapıya ilişkin kuşkular, yalnızca “Gereği yapılacaktır” denilerek giderilemez.

Bu nedenle mesele Fatma Betül, Ahmet ya da Mustafa’dan ibaret değildir. İsimlerin sorumluluğu araştırılmalı; fakat tartışma birkaç isimle başlayıp birkaç isimle bitmemelidir.

İnsanların kazanç hırsını biliyoruz. Kurumları da zaten bu hırsın başkalarının hakkını ve birikimini tüketmesini önlemek için kuruyoruz. Denetim işlemiyorsa, kurallar zamanında uygulanmıyorsa ve sorumluluk makamların önünde durup bekliyorsa, kriz yalnızca piyasada yaşanmıyor demektir.

Asıl mesele, bu işlemlere imkân veren sistemdir. Asıl mesele, görevini zamanında yapıp yapmadığı açıklanmayan denetim mekanizmalarıdır. Asıl mesele, adaletin güçlüye de güçsüze de aynı ölçüyle uygulanıp uygulanmadığıdır.

Ve asıl mesele, kamuoyunda “Bizden olana dokunulmaz” duygusunun yerleşmesine izin verilmesidir.

Bu sorular cevaplanmadıkça, sorumluluklar ortaya konulmadıkça ve denetimin aksayan yerleri düzeltilmedikçe yarın başka bir kriz yaşanmasına şaşırmamalıyız.

Çünkü asıl kriz fon krizi değil ki…

Asıl kriz, hesap sorulacağına duyulan güvenin krizidir.

Yorumlar (3)

Süleyman Dumlupınar

Eline yüreğine kalemine sağlık, Tamamına katılıyorum.Bizi yönetenler de bu yazıyı okuyup milletin hissiyatını anlayabilseler,vesselam

Süleyman Dumlupınar

Sevgili Mesut kardeşim ağzına yüreğine kalemine sağlık hepsine katılıyorum.Keşke bu yazıyı bizi yönetenlere okutabilsek,vesselam

Ahmet Yaycı

Yüzde yüz katılıyorum inan ben yatırmam Nedeninde sorarsan Hayatım boyunca Tecrübem avanta ve kolay kazançta gözü olan kimsenin iflah olduğunu görmedim.seviliyorsun saygılar

Yorumunuz moderasyon sonrası yayınlanır.

Benzer Haberler

GÜNÜ KAÇIRMAYIN

Elbistan’ın gündemi e-postanızda

Önemli gelişmeler ve seçili dosyalar. İstediğiniz zaman ayrılabilirsiniz.